HMK m. 109'a göre açılan bir kısmi alacak davasında, davacı alacağının ispatı için tanık deliline dayanmıştır. Davalı ise alacağın miktarının HMK m. 200'de belirtilen senetle ispat sınırının üzerinde olduğunu, bu nedenle tanık dinlenemeyeceğini savunmuştur. Bu savunma yerinde midir?
Bu savunma, davanın hangi miktar üzerinden açıldığına göre değerlendirilir. HMK m. 200'e göre, belirli bir miktarı aşan hukuki işlemlerin (alacakların) tanıkla ispatı mümkün değildir; bunların kesin delil (senet, yazılı delil başlangıcı vb.) ile ispatı gerekir. Kısmi davada, taleple bağlılık ilkesi gereği, davanın konusu sadece dilekçede talep edilen miktardır. Eğer davacının kısmi davada talep ettiği miktar, HMK m. 200'deki senetle ispat sınırının altındaysa, davacı bu miktar için tanık dinletebilir. Davalının, 'alacağın tamamı sınırı aşıyor' şeklindeki savunması, o aşamada dinlenmez. Çünkü yargılamanın konusu alacağın tamamı değil, sadece dava edilen kısmıdır. Ancak, davacı daha sonra davasını ıslah ederek talebini senetle ispat sınırının üzerine çıkarırsa, o zaman ıslahla artırılan kısım için tanık delili tek başına yeterli olmaz ve davacının kesin delil sunması gerekir. Aksi takdirde, ıslahla artırılan kısım ispatlanamamış sayılır.