Bir avukat, vekalet ücreti alacağının tespiti ve tahsili için 1.000 TL'lik bir dava açmış, ancak dava dilekçesinde davasını 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirmiştir. Mahkeme ise, talebin 6502 sayılı Kanun'da belirtilen parasal sınırın altında kaldığı gerekçesiyle, Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunluluğu nedeniyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/9439 E. sayılı kararına göre bu karar neden hatalıdır?
Bu karar iki temel nedenle hatalıdır. Yargıtay kararının gerekçesine göre: 1) Dava, Kısmi Dava Olarak Görülmelidir: Davacı, her ne kadar davasını 'belirsiz alacak' olarak nitelendirmişse de, 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000 TL' talep etmiştir. Bu talep şekli, bir kısmi davadır (HMK m. 109). Davacının alacağının tamamının Tüketici Hakem Heyeti sınırını aştığı, ancak şimdilik bu kadarını talep ettiği anlaşılmaktadır. Alacağın tamamı mahkemenin görev alanına giriyorsa, bunun bir kısmı için kısmi dava açılmasında hukuki yarar vardır. 2) HMK m. 109/2'nin Yürürlükten Kalkması: Karar tarihinde, belirli alacaklar için kısmi dava açılamayacağına ilişkin HMK m. 109/2 hükmü yürürlükten kaldırılmıştır. Usul kanunlarının derhal uygulanması ilkesi gereği, mahkemenin artık bu eski hükme dayanarak davayı reddetme imkanı kalmamıştır. Kısacası, davacının talebinin niteliği (kısmi dava) ve değişen mevzuat karşısında, mahkemenin Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunluluğundan bahsederek davayı reddetmesi usule aykırıdır. Mahkeme, işin esasına girerek yargılama yapmalıdır.