Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/367 E., 2022/308 K. sayılı kararında, aldatma kabiliyeti olmayan sahte bir çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık eyleminin neden TCK m. 158/1-f kapsamında 'nitelikli' değil, TCK m. 157 kapsamında 'basit' dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir?
Çünkü bu durumda, suçun nitelikli halini oluşturan 'bankanın araç olarak kullanılması' unsuru tam olarak gerçekleşmemiştir. TCK m. 158/1-f'nin uygulanabilmesi için, kullanılan aracın (somut olayda çekin) mağdur nezdinde bankanın bir maddi varlığı olduğu algısını yaratması ve bu yolla aldatmayı kolaylaştırması gerekir. YCGK kararında, kullanılan sahte çekin hem yasal unsurlarının eksik olduğu hem de bilirkişi raporu ve mahkeme gözlemiyle 'aldatma kabiliyetinin bulunmadığı' tespit edilmiştir. Aldatma kabiliyeti olmayan bir belge, mağduru aldatmaya elverişli bir 'hile' aracı olarak kabul edilemez. Mağdurun, belgenin sahteliğini basit bir incelemeyle anlayabileceği durumlarda, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığı kabul edilir. Kararda, bu nitelikteki bir belgenin 'bankanın maddi varlıklarından olan çek olarak nitelendirilemeyeceği gibi katılanda da böyle bir maddi varlığın bulunduğu algısının oluştuğundan söz edilemeyeceği' belirtilmiştir. Bu nedenle, eylem, bankanın yarattığı güvenden faydalanılarak değil, sanığın basit yalan ve vaatleriyle işlenmiş sayılmış ve TCK m. 157 kapsamındaki basit dolandırıcılık olarak vasıflandırılmıştır.