Bir şüphelinin/sanığın aynı olayda hem avukat olan bir müdafisi hem de avukat olan bir yakını (vekaletnameli vekili) bulunmaktadır. Mahkeme kararının tebliği açısından, bu iki avukat arasında bir fark var mıdır? Tebligat hangisine yapılmalıdır?
Evet, bu iki avukat arasında önemli bir fark vardır. 'Müdafi' (CMK m. 2/1-c), ceza muhakemesinde savunma görevini üstlenen, kamusal niteliği olan bir süjedir. 'Vekil' (CMK m. 2/1-d) ise, genellikle katılan veya malen sorumlu gibi tarafları temsil eder. Ancak bir sanığın, ceza davası için özel vekaletname verdiği avukatı da olabilir. Tebligat Kanunu m. 11, vekil birden fazla ise birine tebligatın yeterli olacağını söyler. Ancak ceza muhakemesinin kendine özgü yapısı nedeniyle, tebligatın öncelikle 'müdafi' sıfatıyla dosyada görevli olan avukata yapılması esastır. Eğer sanığın hem barodan atanmış (CMK) bir müdafisi hem de özel vekaletnameli bir avukatı varsa, her ikisi de müdafi sayılır ve birine yapılan tebligat yeterlidir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, sanığın hak kaybına uğramaması esastır. En güvenli yol, tebligatın hem sanığın kendisine (eğer tutuklu veya hükümlü değilse) hem de müdafiine ayrı ayrı yapılmasıdır. Kararın sanığa tebliği, onun da müdafiin olası bir ihmaline karşı eski hale getirme gibi haklarını kullanabilmesi için bir güvencedir. Kısacası, tebligat müdafie yapılmalıdır, ancak sanığa da yapılması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.