Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/164 E. sayılı kararında, davalı DSİ'nin hizmet kusuruna dayanan bir tazminat davasında adli yargının görevsiz olduğuna karar verilmiştir. Eğer DSİ'nin eylemi, bir özel hukuk sözleşmesini (örneğin, bir malzeme alım sözleşmesi) ihlal etmesinden kaynaklansaydı, görevli yargı kolu değişir miydi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107150

Evet, görevli yargı kolu değişirdi. Yargıtay kararında adli yargının görevsiz bulunmasının sebebi, zararın 'kamu hizmetinin yürütülmesi' sırasındaki bir 'hizmet kusurundan' kaynaklanmasıdır. Bu, idare hukukuna özgü bir sorumluluk türüdür ve İYUK m. 2 uyarınca idari yargının görev alanındadır. Ancak, eğer DSİ'nin eylemi, bir özel hukuk kişisiyle imzaladığı ve tarafların eşit olduğu bir 'özel hukuk sözleşmesini' (mal alımı, kira, eser sözleşmesi gibi) ihlal etmesinden kaynaklansaydı, uyuşmazlığın niteliği değişirdi. Bu durumda DSİ, bir kamu gücü kullanan idare olarak değil, sözleşmenin bir tarafı olan bir tüzel kişi olarak hareket etmiş olurdu. Özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara bakma görevi ise, taraflardan birinin idare olup olmadığına bakılmaksızın, adli yargıya (ticaret veya asliye hukuk mahkemeleri) aittir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın temelindeki hukuki ilişkinin niteliği (idari eylem/hizmet kusuru mu, yoksa özel hukuk sözleşmesi mi) görevli yargı yolunu belirleyen temel ölçüttür.