Bir davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı kısmi davada, yargılama sırasında talebini ıslah ederek artırmıştır. Davalı, ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Mahkeme, davalının bu defini dikkate almadan, ıslahla artırılan miktar da dahil olmak üzere davanın kabulüne karar vermiş ve bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma sonrası yerel mahkeme, Yargıtay'ın önceki bozma ilamına uymuş olmasına rağmen, yine zamanaşımı defini değerlendirmeden aynı yönde karar verirse, bu durumun hukuki sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107144

Bu durum, 'bozmaya uyularak oluşturulan kazanılmış hakkın' ihlali anlamına gelir ve karar yeniden bozulur. Bir mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına uyduktan sonra, artık bu bozma kararında belirtilen hukuki ve usuli esaslar çerçevesinde hareket etmek zorundadır. Bozma kararında, 'ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerektiği' belirtilmişse, mahkemenin bu değerlendirmeyi yapması bir zorunluluktur. Bu değerlendirmeyi yapmadan tekrar eski kararında direnmesi veya aynı hatayı tekrarlaması, usul hukukunun temel ilkelerinden olan 'bozmaya uyma ile oluşan usuli kazanılmış hak' ilkesini ihlal eder. Yargıtay, bu durumda dosyayı yeniden incelediğinde, mahkemenin bozma gereklerini yerine getirmediğini tespit ederek kararı tekrar bozacaktır. Direnme kararı verilebilmesi için, mahkemenin en başta bozma kararına 'uymaması' ve eski kararında ısrar etmesi gerekir.