Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem TCK m. 158/1-f (bilişim sistemlerinin kullanılması) hem de aynı fıkranın (h) (tacir sıfatının kullanılması) bentlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir. Ceza belirlenirken bu durum nasıl dikkate alınır?
Bu durumda mahkeme, temel cezayı TCK m. 61'deki ölçütleri dikkate alarak belirlerken, suçun birden fazla nitelikli hal altında işlenmiş olmasını, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak daha ağır bir şekilde belirlenmesi için bir gerekçe olarak kullanır. TCK'da aynı fıkranın farklı bentlerinin ihlali durumunda uygulanacak özel bir içtima kuralı yoktur. Fikri içtima (TCK m. 44) da uygulanamaz, çünkü ortada tek bir fiille işlenmiş birden fazla 'farklı suç' değil, tek bir suçun (nitelikli dolandırıcılık) birden fazla nitelikli halinin gerçekleşmesi vardır. Ancak, TCK m. 158/1-f bendi, fıkranın son cümlesi uyarınca özel bir ağırlaştırıcı nedene (alt sınırın 4 yıl olması) tabidir. (h) bendinde ise böyle bir durum yoktur. Bu nedenle, mahkeme cezayı belirlerken (f) bendindeki asgari sınıra uymak zorundadır. Temel cezayı bu alt sınırdan başlatıp, suçun aynı zamanda (h) bendi kapsamında da işlenmiş olmasını (suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı gibi) TCK m. 61/1 uyarınca temel cezayı daha da yukarı çekmek için bir takdir nedeni olarak değerlendirir.