CMK m. 2/1-h'ye göre 'sorgu', şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir. Sanığın, mahkeme huzurunda yapılan sorgusu esnasında, daha önce savcılıkta verdiği ve aleyhine olan ifadesini reddetmesi durumunda, mahkeme hangi beyanı esas almalıdır? Hâkimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesi bu durumda nasıl işler?
Bu durumda mahkeme, CMK m. 217'de düzenlenen 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesi çerçevesinde hareket eder. Hâkim, sanığın hem önceki (savcılık) ifadesini hem de huzurundaki sorgusunda verdiği ifadeyi birer delil olarak değerlendirir. Hiçbir beyan, diğerine mutlak bir üstünlüğe sahip değildir. Ancak, ceza muhakemesinin 'doğrudan doğruyalık' ve 'yüz yüzelik' ilkeleri gereğince, mahkemenin bizzat ve aracısız olarak dinlediği sanığın duruşmadaki beyanına daha fazla ağırlık vermesi beklenir. Mahkeme, sanığın önceki ifadesinden neden döndüğünü araştırmalı, beyanlar arasındaki çelişkiyi gidermeye çalışmalı ve sanığın duruşmadaki beyanını dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, maddi deliller vb.) karşılaştırmalıdır. Eğer sanığın duruşmadaki beyanı dosyadaki diğer delillerle uyumlu ve inandırıcı ise, mahkeme bu beyanı esas alarak hüküm kurabilir. Eğer önceki ifadesi diğer delillerle destekleniyorsa ve duruşmadaki inkârı inandırıcı bulunmazsa, mahkeme gerekçesini açıklamak kaydıyla önceki ifadesine de itibar edebilir. Kısacası, son söz mahkemenin vicdani kanaatinindir, ancak bu kanaat gerekçeli olmak zorundadır.