Bir davacı, bir şirkete karşı açtığı davayı 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirmiş ve taleplerini sıralamıştır. Mahkeme, taleplerin aslında belirli olduğu sonucuna varmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15101 E. sayılı kararındaki karşı oy, bu durumda davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi yerine nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini savunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107110

Karşı oy, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi yerine, mahkemenin davayı 'kısmi dava' olarak kabul edip esastan incelemesi gerektiğini savunmaktadır. Karşı oyun gerekçesi HMK m. 33'teki 'Hâkim, Türk hukukunu resen uygular' ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkeye göre hâkim, tarafların yaptığı hukuki nitelemelerle bağlı değildir. Davacı, davasını 'belirsiz alacak davası' olarak yanlış nitelendirmiş olsa bile, dava dilekçesinde maddi vakıaları açıklamış ve alacağının şimdilik belirli bir kısmını (örneğin 40.000 TL) talep etmiştir. Bu durum, HMK m. 109'da tanımlanan kısmi davanın unsurlarını taşımaktadır. Dolayısıyla hâkim, davacının hukuki nitelemesine takılıp davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmek yerine, maddi vakıalara ve talebin içeriğine bakarak davanın aslında bir kısmi dava olduğuna karar vermeli ve yargılamayı bu şekilde sürdürmelidir. Bu yaklaşım, usul ekonomisine ve hak arama özgürlüğünün korunmasına daha uygun bir yorum olarak öne sürülmüştür.