Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi gerekçesinde 'sanı (zehap) derecesindeki basit şüphe'nin, somut fiilî olgularla desteklenmesi halinde kişinin 'şüpheli' statüsüne sokulması, 'insan hakları' açısından neden önemlidir?
CMK 2. maddesi gerekçesinde, basit şüphe-kuvvetli şüphe ayırımının insan hakları açısından taşıdığı önem dikkate alınarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı da değerlendirilmek suretiyle, hakkında soruşturma yapılan kişinin 'şüpheli' olarak nitelendirildiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, kişinin sadece varsayımlara veya zayıf şüpheye dayanarak hukuki süreçlere tabi tutulmasını engeller. Somut olgulara dayalı şüphe, keyfi uygulamaların önüne geçer ve kişinin özgürlük ve güvenlik hakkını güvence altına alırken, adil yargılanma hakkının temel bir aşamasını oluşturur. Bu, kişilerin haksız yere suçlanmasının ve uzun süreli soruşturmalara maruz kalmasının önüne geçmeye yöneliktir.