Bir devlet görevlisinin hukuka aykırı muamelesine ilişkin 'savunulabilir bir iddia'nın varlığı halinde devletin pozitif yükümlülüğü nedir? Anayasa Mahkemesi'nin Eyüp Birinci kararında, bu yükümlülüğün usul boyutunun ihlal edildiğine hangi gerekçelerle karar verilmiştir?
Bir devlet görevlisinin, kontrolü altındaki bir kişiye işkence veya kötü muamelede bulunduğuna dair 'savunulabilir bir iddia' ortaya çıktığında, devletin Anayasa m. 17 ve AİHS m. 3'ten doğan pozitif yükümlülüğü, bu iddiayı etkili bir şekilde soruşturmaktır. 'Etkili soruşturma', sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte, hızlı, bağımsız, tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Anayasa Mahkemesi'nin Eyüp Birinci kararında, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine şu gerekçelerle karar verilmiştir: 1) **Eksik Delil Toplama:** Olayla ilgili olabilecek kolluk görevlilerinin ve nezarethanedeki diğer kişilerin ifadeleri alınmamıştır. Nezarethane kamera görüntülerine ilişkin eksiklik giderilmemiştir. 2) **Çelişkilerin Giderilmemesi:** Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda, başvurucunun batın bölgesindeki yaralanmanın 'basit düşme ile oluşmasının tıbben mümkün görülmediği' belirtilmesine rağmen, savcılık bu tespiti göz ardı edip kolluğun 'merdivenden düştü' şeklindeki tutanağını esas almıştır. Bu açık çelişki araştırılmamıştır. 3) **Yüzeysel Değerlendirme:** Savcılık, şüphelilerin ifadesini dahi almadan, somut delil bulunmadığı gerekçesiyle ve ATK raporundaki aleyhe kısımları dikkate almadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu eksiklikler, soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmediğini gösterdiğinden, kötü muamele yasağının usul boyutu ihlal edilmiştir.