CMK m. 247/1'deki 'kaçak' tanımı ile m. 247/2'deki 'katalog suç' sınırlaması arasında nasıl bir çelişki bulunmaktadır? Katalogda yer almayan bir suçtan (örneğin kasten öldürme) yargılanan ve kovuşturmayı sonuçsuz bırakmak amacıyla kaçan bir sanık hakkında 'kaçak' kararı verilebilir mi? Yargıtay içtihatlarındaki farklı yaklaşımları değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105990

CMK m. 247/1, kaçağı 'kovuşturmayı sonuçsuz bırakma amacıyla' kaçan kişi olarak tanımlayarak sübjektif bir unsur (özel kast) ararken, CMK m. 248/2 ise kaçaklık prosedürünün (ilan, elkoyma vb.) uygulanabilmesini belirli 'katalog suçlar' ile sınırlandırmaktadır. Bu durum bir çelişki yaratmaktadır: Katalogda yer almayan bir suçu (örneğin kasten öldürme) işleyen ve adaletten kaçma kastı taşıyan bir sanık, birinci fıkradaki tanıma uymasına rağmen, ikinci fıkradaki katalog sınırlaması nedeniyle hakkında usulüne uygun bir 'kaçak' kararı verilememektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2007/7044 E. kararı), kasten öldürme suçunun katalogda yer almadığı için kaçaklık hükümlerinin uygulanamayacağını belirtmiştir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2012/1-656 E. kararı), bu tartışmaya girmeden, kasten öldürme suçunda da kaçaklık kararı verilebileceğini zımnen kabul etmiştir. Kanaatimizce, kanunun lafzı açıktır; CMK m. 248'deki prosedür ve buna bağlı olarak resmi 'kaçak' sıfatı, sadece katalog suçlar için uygulanabilir. Katalog dışı suçlarda kaçan sanık, teknik olarak 'kaçak' sayılmaz, ancak 'gaip' tanımına da tam olarak uymayabilir. Bu, kanunda bir boşluk veya düzenleme eksikliği olarak görülebilir.