Tasarrufun iptali davasında (İİK m. 280), borçlunun 'alacaklılara zarar verme kastıyla' hareket ettiğini ispat yükü kime aittir? Kanunun, bu ispat yükünü hafifletmek için alacaklı lehine getirdiği karineler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105810

Kural olarak, borçlunun zarar verme kastını ve bu kastın üçüncü kişi tarafından bilindiğini ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Ancak bu ispatın zorluğu nedeniyle kanun koyucu, alacaklı lehine bazı ispat kolaylıkları (karineler) öngörmüştür. Bu karinelerin varlığı halinde ispat yükü yer değiştirir ve üçüncü kişi iyi niyetli olduğunu ispatlamak zorunda kalır. Temel karineler şunlardır: 1) **Akrabalık Karinesi:** İşlemin tarafı olan üçüncü kişi, borçlunun eşi, usul-füruu (altsoy-üstsoy), üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya sıhri hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise, borçlunun durumunu ve zarar verme kastını bildiği varsayılır. 2) **Ticari Devir Karinesi:** Üçüncü kişi, borçlunun ticari işletmesinin tamamını veya önemli bir kısmını devralmışsa veya işyerindeki ticari malların önemli bir kısmını alıp işyerini işgal etmişse, yine borçlunun durumunu ve kastını bildiği varsayılır. Bu karineler, alacaklının ispat yükünü oldukça hafifletir.