Ziynet eşyalarının iadesi davasında, davacı kadının evden ayrılırken ziynetlerini alamadığına dair tanıklarının beyanları 'görgüye dayalı' değilse, yani tanıklar 'kadın bana böyle söyledi' şeklinde ifade veriyorlarsa, bu tanıklığın ispat değeri nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105761

Bu tür bir tanıklığın ispat değeri çok zayıftır ve genellikle mahkemeler tarafından hükme esas alınmaz. Ceza Muhakemesi ve Hukuk Muhakemesi'nde delillerin değerlendirilmesinde 'doğrudanlık ilkesi' esastır. Tanık, bizzat gördüğü veya duyduğu olayları anlatmalıdır. Bir tanığın, davacı kadının kendisine aktardığı bir olayı (naklen beyanı) mahkemede tekrar etmesi, 'duyuma dayalı' veya 'nakli tanıklık' olarak nitelendirilir. Bu, olayın kendisinin değil, olayın anlatıldığının ispatı niteliğindedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ziynetlerin evde kaldığı iddiasının ispatı için dinlenen tanıkların beyanlarının 'görgüye dayalı' olması gerekir. Örneğin, tanığın 'Kadın evden kovulurken üzerindeki elbiselerden başka bir şeyi almasına izin verilmediğini gördüm' şeklindeki beyanı görgüye dayalıdır. Ancak 'Kadın bana, kocasının altınlarını aldığını söyledi' şeklindeki beyan, tek başına ziynetlerin kocada kaldığını ispatlamaya yetmez.