Tasarrufun iptali davasında (İİK m. 278), 'ivazsız (karşılıksız) tasarruflar' ile 'bağışlama hükmünde sayılan tasarruflar' arasında ne fark vardır? Kanunun, belirli kişiler arasındaki ivazlı tasarrufları dahi neden bağışlama gibi kabul ettiğini açıklayınız.
'İvazsız tasarruflar', borçlunun herhangi bir karşılık almaksızın yaptığı bağışlamalardır. 'Bağışlama hükmünde sayılan tasarruflar' ise, görünüşte bir karşılık (ivaz) alınmış olmasına rağmen, kanunun belirli durumlar nedeniyle bu karşılığı yok saydığı ve işlemi bir bağışlama gibi kabul ettiği hallerdir. İİK m. 278'de sayılan bu haller şunlardır: 1) Karı-koca, altsoy-üstsoy, üçüncü dereceye kadar kan/sıhri hısımlar, evlat edinen/evlatlık arasındaki ivazlı tasarruflar. 2) Edimler arasında aşırı bir farkın bulunduğu sözleşmeler. 3) Borçlunun ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapması veya kendi lehine kaydıhayatla irat/intifa hakkı tesis etmesi. Kanun, özellikle yakın akrabalar arasındaki ivazlı görünen devirlerin, aslında mal kaçırma amacı taşıyan muvazaalı işlemler olabileceği karinesinden hareket eder. Bu nedenle, alacaklıyı korumak amacıyla bu tür şüpheli işlemlerde ispat yükünü tersine çevirerek, işlemi doğrudan bir bağışlama gibi kabul etmiş ve iptale tabi kılmıştır.