Bir kadın, ziynet eşyalarının evden ayrılırken zorla elinden alındığını iddia ederek iade davası açmıştır. Davalı koca ise kadının evi terk ederken ziynetleri de yanında götürdüğünü savunmaktadır. Bu durumda ispat yükü hangi taraftadır ve hayatın olağan akışı ilkesi nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105665

Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca ispat yükü, iddiasını hayatın olağan akışına aykırı bir duruma dayandıran tarafa düşer. Hayatın olağan akışına göre, ziynet eşyaları kadının kişisel malı olup, onun tarafından saklanır ve muhafaza edilir. Bir kadının evden ayrılırken geleceğinin güvencesi olan bu eşyaları geride bırakması olağan değildir. Bu nedenle kural olarak, ziynet eşyalarının kendisinde kalmadığını ispat yükü davacı kadına aittir. Kadın, ziynetlerin varlığını (düğün videosu, fotoğraf, tanık beyanı gibi delillerle) ve evde kaldığını ispatlamalıdır. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Eğer kadın, evden fiziksel şiddete uğrayarak, kovularak veya ani bir şekilde hastaneye kaldırılarak ayrılmışsa, ziynetleri yanında götürmesinin beklenemeyeceği kabul edilir. Bu gibi durumlarda 'hayatın olağan akışı' karinesi kadın lehine işler ve ispat yükü yer değiştirir. Artık ziynetlerin kadına iade edildiğini veya kadın tarafından götürüldüğünü ispat yükü davalı kocaya geçer.