Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için, iptali istenen tasarrufun 'hukuken geçerli bir işlem' olması gerektiği belirtilmektedir. Eğer işlem baştan itibaren 'muvazaalı' (görünüşteki işlem) ise, alacaklının tasarrufun iptali davası açmasında hukuki yararı var mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105620

Teorik olarak, baştan itibaren geçersiz olan (muvazaalı) bir işlem için iptal davası açılmasına gerek olmadığı, bunun yerine işlemin hükümsüzlüğünün tespiti için genel mahkemelerde muvazaa davası açılabileceği savunulabilir. Ancak Yargıtay, uygulamada bu ayrımı daha esnek yorumlamaktadır. Metinde belirtildiği üzere, 'Yargıtay muvazaalı işlemlerin tasarrufun iptali davasına konu edilebileceğini kabul etmektedir.' Bunun pratik sebepleri vardır. Tasarrufun iptali davası, alacaklıya özel ispat kolaylıkları (akrabalık karinesi gibi) ve özel usul kuralları (ihtiyati haciz gibi) sunar. Alacaklı, muvazaa iddiasını ispatlamakta zorlanabilir, ancak İİK'daki karinelere dayanarak sonuca daha kolay ulaşabilir. Bu nedenle Yargıtay, alacaklıya seçimlik bir hak tanıyarak, isterse genel hükümlere göre muvazaa davası, isterse İİK hükümlerine göre tasarrufun iptali davası açabileceğini kabul etmektedir. Bu durumda alacaklının tasarrufun iptali davası açmakta hukuki yararı vardır.