Ziynet eşyalarının iadesi davasında, davalı kocanın ziynetlerin 'evin ortak ihtiyaçları ve borçları için harcandığı' yönündeki ikrarı, davanın sonucu açısından ne anlama gelir? Bu durumda ispat yükü nasıl yer değiştirir?
Davalı kocanın bu yöndeki ikrarı, davanın esası açısından davacı kadın lehine çok güçlü bir delil teşkil eder ve ispat yükünün yönünü tamamen değiştirir. Kocanın bu ikrarı, iki temel vakıayı mahkeme önünde kabul ettiği anlamına gelir: 1) Dava konusu ziynetlerin varlığını, 2) Bu ziynetlerin artık kadının zilyetliğinde olmayıp, kendisi tarafından harcandığını. Bu noktadan sonra, davacı kadının ziynetlerin varlığını veya kendisinde olmadığını ayrıca ispatlamasına gerek kalmaz. İspat yükü, bu ziynetlerin kendisine 'iade edilmemek üzere (bağış olarak)' verildiğini iddia eden davalı kocaya geçer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/10981 sayılı kararında da belirtildiği gibi, koca bu durumu ispatlayamadığı sürece, ortak ihtiyaçlar için harcadığını kabul ettiği ziynetleri kadına iade etmekle yükümlü olur.