TCK m. 103/1-b'de 'onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış' çocuklara karşı cinsel istismar suçunun oluşması için 'cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden' aranmasının temel felsefesi nedir? Bu yaş grubunun rızası neden belirli koşullarda hukuken bir anlam ifade etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105608

Bu düzenlemenin temel felsefesi, kanun koyucunun 15-18 yaş grubundaki çocukların cinsel olgunluk ve irade yeteneği açısından, 15 yaşından küçük çocuklara göre daha gelişmiş olduğunu kabul etmesidir. Kanun, bu yaş grubundaki bir çocuğun, iradesi sakatlanmadığı sürece, cinsel bir davranışa rıza gösterebileceğini varsayar. Bu nedenle, bu yaş grubundaki çocuklara karşı işlenen cinsel fiilin 'istismar' suçu sayılabilmesi için, çocuğun özgür iradesini ortadan kaldıran veya zayıflatan bir dış müdahalenin (cebir, tehdit, hile vb.) varlığı aranır. Eğer böyle bir müdahale yoksa ve çocuk rızasıyla cinsel bir davranışa katılmışsa, bu durum TCK m. 103 kapsamında istismar sayılmaz. Ancak bu rıza, eğer fiil 'cinsel ilişki' ise, TCK m. 104 kapsamında ayrı bir suçun (reşit olmayanla cinsel ilişki) oluşmasına neden olur. Kısacası, kanun bu yaş grubunun rızasına, istismar suçunu dışlama noktasında hukuki bir anlam atfetmiştir.