Ceza yargılamasında sanık aleyhine ifade veren bir tanığın mahkeme huzurunda dinlenilmemesi ve sanığa bu tanığı sorgulama imkanı tanınmaması, her durumda adil yargılanma hakkının (Anayasa m.36, İHAS m.6) ihlali anlamına gelir mi? Anayasa Mahkemesi'nin 'Yusuf Fil' kararındaki yaklaşımını ve karşı oyda belirtilen üç aşamalı testi açıklayınız.
Her durumda ihlal anlamına gelmez. AYM, 'Yusuf Fil' kararında, diğer delillerin mahkumiyet için yeterli ve belirleyici olduğu durumlarda, sadece tanık sorgulama hakkının kullandırılmamasının tek başına adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceğine karar vermiştir. AYM'ye göre, sanığın ifade tutanaklarına itiraz etme fırsatı bulması ve mahkumiyetin salt bu tanık beyanına dayanmaması halinde bir denge sağlanmış olabilir. Ancak karara muhalif kalan üyelerin belirttiği ve İHAM içtihatlarıyla uyumlu olan üç aşamalı test şöyledir: 1) **Geçerli Neden:** Tanığın mahkemede hazır bulunmamasının geçerli bir nedeni var mı? (Ölüm, ulaşılmazlık vb.) 2) **Tek veya Belirleyici Delil:** Sorgulanamayan tanığın beyanı, mahkumiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil mi? 3) **Telafi Edici Güvenceler:** Eğer tanık beyanı tek veya belirleyici delil ise, savunma tarafının yaşadığı zorlukları telafi edecek yeterli karşı dengeleyici güvenceler (diğer delillerin gücü, sanığa video kaydını izleyip yorum yapma imkanı verilmesi vb.) sağlanmış mı? Karşı oya göre, bu testin aşamaları somut olayda karşılanmadığı için ihlal kararı verilmelidir.