Kaçak sanık hakkında CMK m. 248/2 uyarınca 'kaçak' kararı verilebilmesi için sayılan katalog suçlar arasında 'kasten insan öldürme' suçu bulunmamaktadır. Bu durumda, kasten öldürme suçundan yargılanan ve kendisine ulaşılamayan bir sanık hakkında 'kaçakların yargılanması' usulü uygulanabilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki farklı daire ve genel kurul kararları arasındaki çelişkiyi tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #105448

Bu konu Yargıtay içinde çelişkili bir yaklaşıma sahiptir. CMK m. 248/2, sanığın malvarlığına el koyma gibi ağır bir tedbirin uygulanabilmesi için kaçaklık kararının belirli katalog suçlarla sınırlı olduğunu düzenler. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2008/2247 K. sayılı kararında, kasten öldürme suçu bu katalogda yer almadığı için sanık hakkında kaçaklık usulünün uygulanamayacağı ve sanığın bizzat duruşmada hazır edilerek savunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/222 K. sayılı kararında, bu konuya doğrudan bir çözüm getirilmemiş, ancak 'Yerel Mahkeme tarafından sanıkların kaçak olduğu yönünde bir karar da verilmediği anlaşılmaktadır' denilerek, sanki kasten öldürme suçunda da kaçaklık kararı verilebilecekmiş gibi bir izlenim bırakılmıştır. Metindeki analize göre, CMK m. 247/1'deki genel 'kaçak' tanımı ile m. 248/2'deki katalog suç sınırlaması arasında bir çelişki vardır. Kanun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalındığında, katalog dışı suçlar için (malvarlığına el koyma tedbiri uygulanamasa da) 'kaçak' statüsünün tanınmaması gerekir. Bu durum, bu suçlardan kaçan sanıkların 'güvence belgesi' (CMK m. 246) gibi kurumlardan da yararlanamaması gibi bir sonuç doğurur.