Bir taşınmazın tahliyesi davası, HMK m. 12 kapsamında 'taşınmazın aynından doğan bir dava' mıdır? Bu tür bir davada yetki kuralının niteliğini (kesin yetki mi, genel yetki mi) ve tarafların yetki sözleşmesi yapıp yapamayacağını HMK'nın ilgili maddelerine atıfta bulunarak tartışınız.
Hayır, bir taşınmazın tahliyesi davası, taşınmazın aynından doğan bir dava değildir. Çünkü bu dava, taşınmaz üzerindeki mülkiyet gibi bir ayni hakka değil, kira sözleşmesi gibi şahsi bir hakka dayanmaktadır. HMK m. 12'nin gerekçesinde bu durum açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, tahliye davasında HMK m. 12'de düzenlenen 'taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi' kuralı uygulanmaz. Yetki, genel kurallara göre belirlenir. HMK m. 6'ya göre davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ayrıca HMK m. 10'a göre, sözleşmenin ifa edileceği yer (ki bu da taşınmazın bulunduğu yerdir) mahkemesi de yetkilidir. Bu yetki kesin olmadığından, taraflar (eğer tacir veya kamu tüzel kişisi iseler) HMK m. 17 uyarınca bir yetki sözleşmesi ile başka bir yer mahkemesini yetkili kılabilirler. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/4410 sayılı kararı da bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymaktadır.