Manevi tazminat davasında, başlangıçta talep edilmeyen bir hakkın (örneğin maddi tazminat istenmişken manevi tazminatın istenmemesi) yargılama sırasında 'ıslah' yoluyla davaya dahil edilip edilemeyeceğini, ıslah kurumunun amacı ve niteliği açısından Yargıtay kararları (Yargıtay 13. HD, 2015/4089 E., 2016/9684 K.) doğrultusunda tartışınız.
Hayır, edilemez. Islah (HMK m.176 vd.), taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini, tamamen veya kısmen düzeltmesine olanak tanıyan bir yoldur. Ancak ıslah, 'yeni bir dava açma' aracı değildir. Sadece mevcut, görülmekte olan bir dava içindeki iddia ve savunmaların genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının bir istisnasıdır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/9684 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, eğer davacı dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde hiç bulunmamışsa, yani davasını sadece maddi tazminat talebiyle açmışsa, yargılama sırasında ıslah dilekçesi vererek manevi tazminat talebini davaya dahil edemez. Bu durum, mevcut bir talebin miktarının artırılması veya niteliğinin değiştirilmesi değil, 'dava konusuna yeni bir talebin eklenmesi' anlamına gelir ki bu, ıslahın kapsamı dışındadır. Başlangıçta hiç talep edilmeyen bir hakkın sonradan istenmesi, yeni bir dava konusudur ve ancak ayrı bir dava açılarak ileri sürülebilir. Bu nedenle, mahkemenin ıslahla ileri sürülen bu yeni talebi kabul ederek hüküm kurması usule aykırıdır ve bozma sebebidir.