Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/269 K. sayılı kararında, tekerrür hükümlerinin (TCK m.58) uygulanması için sanığa ayrıca bir 'ek savunma hakkı' verilmesinin zorunlu olmadığı belirtilmiştir. Bu sonuca ulaşırken YCGK'nın dikkate aldığı 'sanığın sabıkalılık halini önceden bilmesi' argümanını ve CMK m.226 (Ek Savunma) ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104770

CMK m.226, sanığa, iddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren bir durumun ilk defa duruşmada ortaya çıkması halinde 'ek savunma hakkı' verilmesini zorunlu kılar. YCGK, tekerrürün bu kapsama girmediği görüşündedir. Argümanları şunlardır: 1) **Hukuki Niteliğin Değişmemesi:** Tekerrür, suçun hukuki niteliğini değiştirmez. Hırsızlık suçu, tekerrür uygulandığında yine hırsızlık suçudur. Bu nedenle m.226/1 uygulanamaz. 2) **Durumun Önceden Bilinmesi:** Tekerrür, sanığın sabıkalı olmasından kaynaklanır. Sanık, daha önce bir suç işlediğini, bu nedenle mahkum olduğunu ve bu kararın kesinleştiğini, kısacası 'sabıkalı olduğunu' herkesten iyi bilmektedir. Bu nedenle, tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının duruşmada okunması, sanık için 'ilk defa duruşmada ortaya çıkan' yeni bir durum değildir. Sanık bu durumu zaten bildiği için, bu konuda ayrıca bir ek savunma hakkı verilmesi gerekmez. YCGK'ya göre, sanığa adli sicil kaydı okunup diyecekleri sorulduğu anda, savunma hakkı yeterince sağlanmış olur. Bu nedenle, ayrıca CMK m.226 uyarınca bir ek savunma prosedürü işletilmesi zorunlu değildir.