CMK'nın 133/5. maddesi, bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili işlemlerinden doğan tazminat davalarının Devlet aleyhine açılacağını düzenlemiştir. Bu düzenlemenin, CMK m.141 vd. düzenlenen 'koruma tedbirleri nedeniyle tazminat' kurumu ile ilişkisini ve Devletin rücu hakkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104762

CMK m.133/5, kayyım işlemlerinden doğan zararlar için özel bir sorumluluk ve dava usulü getirmiştir. Bu düzenlemenin CMK m.141 vd. ile ilişkisi şöyledir: Normalde CMK m.141, haksız yakalama, tutuklama gibi devletin doğrudan yürüttüğü koruma tedbirlerinden doğan zararlar için devlete karşı dava açılmasını düzenler. Kayyım ise, mahkeme tarafından atanan ancak bir özel hukuk tüzel kişisini (şirketi) yöneten bir kişidir. CMK m.133/5, kayyımın bu özel statüsüne rağmen, görevini ifa ederken üçüncü kişilere veya şirkete vereceği zararlardan dolayı açılacak tazminat davalarının muhatabının doğrudan kayyımın kendisi değil, 'Devlet' olduğunu hükme bağlamıştır. Bu, kayyımın işlemlerinin de geniş anlamda bir yargısal faaliyetin uzantısı olarak görülmesi ve kişilerin doğrudan devlet güvencesi altına alınması amacını taşır. Bu davalar, CMK m.142-144'teki usule göre (ağır ceza mahkemesinde açılır) Devlet aleyhine açılır. **Devletin Rücu Hakkı:** Devlet, bu davalar sonucunda bir tazminat ödemek zorunda kalırsa, ödediği tazminatı, 'görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan' kayyıma bir yıl içinde rücu edebilir. Bu, kusurlu hareket eden kayyımın nihai olarak sorumsuz kalmasını önleyen bir mekanizmadır.