Davacının ölümü nedeniyle mirasçılar tarafından takip edilen bir kamulaştırma iptal davasında, dava açma süresinin başlangıcı olarak 'miras bırakanın tebligat aldığı tarih' mi yoksa 'ölüm tarihi' mi esas alınmalıdır? Danıştay'ın bu konudaki görüşünü, mülkiyet hakkının niteliği ve miras hukukunun genel ilkeleri açısından gerekçelendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104756

Danıştay 6. Dairesi'nin 2009/4529 E., 2011/3351 K. sayılı kararına göre, bu durumda dava açma süresinin başlangıcı olarak 'ölüm tarihi' esas alınmalıdır. Bu görüşün gerekçeleri şunlardır: 1. **Hakkın Niteliği ve Halefiyet:** Mülkiyet hakkı ve buna bağlı olarak dava açma hakkı, ölümle birlikte külli halefiyet ilkesi gereğince anında mirasçılara geçer. Miras bırakanın ölümüyle birlikte, taşınmazın maliki ve dolayısıyla kamulaştırma işlemine karşı dava açma hakkının sahibi artık mirasçılardır. 2. **Sürenin Şahsiliği:** Dava açma süresi, hak sahibine yöneliktir. Miras bırakanın şahsında başlayan süre, onun ölümüyle kesintiye uğrar ve hak sahibi haline gelen mirasçılar için yeni bir süre başlamalıdır. Mirasçıları, henüz malik ve hak sahibi olmadıkları bir dönemde işlemeye başlayan bir süreyle bağlı tutmak hakkaniyete aykırıdır. 3. **Olağanüstü Durum:** Ölüm, olağanüstü bir durumdur. Mirasçıların bu durumun şokunu atlatıp, veraset işlemlerini tamamlayıp, hukuki durumlarını öğrenerek dava açmaya hazırlanmaları için makul bir süreye ihtiyaçları vardır. Bu nedenle sürenin, hak sahipliğinin doğduğu an olan ölüm tarihinden itibaren yeniden başlatılması, hak arama özgürlüğünün ve mülkiyet hakkının korunmasının bir gereğidir. Dolayısıyla, mirasçılar, miras bırakanın dava açma süresi içinde ölmesi halinde, ölüm tarihinden itibaren 30 günlük yeni bir dava açma süresine sahip olurlar.