Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (2019/6 E.), 6284 sayılı Kanun kapsamındaki davaların Bakanlığa bildiriminin zorunlu olmadığına hükmetmiştir. Makale yazarı bu kararı hukuken yerinde bulmakla birlikte, mevcut düzenlemenin 'uygulamada keyfiliğe yol açabileceği' eleştirisini getirmektedir. Bu eleştirinin dayanağı nedir ve yazar bu sorunun çözümü için ne önermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104744

Eleştirinin dayanağı, mevcut yasal durumun mahkemelere sınırsız ve kriterleri belirsiz bir 'takdir yetkisi' tanımasıdır. Bildirim zorunlu olmadığına göre, bir mahkemenin davayı Bakanlığa bildirip bildirmemesi tamamen kendi takdirine kalmaktadır. Kanun, bu takdir yetkisinin hangi durumlarda, hangi ölçütlere göre kullanılacağına dair hiçbir kriter getirmemiştir. Bu durum, benzer nitelikteki iki farklı davadan birinin Bakanlığa bildirilmesine, diğerinin ise bildirilmemesine yol açabilir. Bu da öngörülebilirlik ve yeknesaklık ilkelerine aykırı, keyfi uygulamalara zemin hazırlayan bir belirsizlik yaratır. Yazar, bu sorunun çözümü için, bildirim yapılıp yapılmayacağının mahkemenin takdirine bırakılması yerine, 'hangi mahkemenin kime, neye ve hangi ölçüte göre Bakanlığa haber vereceğinin yasal düzenlemede açıkça yazılı olması' gerektiğini önermektedir. Yani, belirsizliğin giderilmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması için kanuni bir düzenleme yapılmasını talep etmektedir (sen.av.tr/tr/makale/6284-sayili-kanuna-gore-bakanligin-davadan-haberdar-edilme-zorunlulugu-var-mi).