Yargıtay, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davasında, mirasçıların davayı 'terekeye iade' şeklinde açmaları gerektiğini belirtmektedir. Bu usulün, mirasçıların 'kendi payları oranında' tescil talep etmelerinden farkı nedir ve bu zorunluluğun hukuki dayanağı olan 'elbirliği mülkiyeti' ilkesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104740

Bu iki talep türü arasındaki fark, mülkiyetin kime döneceği ve davanın kim adına yürütüleceği ile ilgilidir. Hukuki dayanağı ise TMK m. 701 vd. düzenlenen 'elbirliği (iştirak halinde) mülkiyeti'dir. Miras bırakanın ölümüyle, mirasçılar tereke üzerinde paylı mülkiyete değil, elbirliği mülkiyetine sahip olurlar. Bu mülkiyet türünde, ortakların belirlenmiş payları yoktur; her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır ve ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunur. * **Pay Oranında Tescil Talebi:** Bu talepte, her bir mirasçı, iptal edilen hissenin kendi miras payına düşen kısmının doğrudan kendi adına tescil edilmesini ister. Yargıtay'a göre bu talep, elbirliği mülkiyeti çözülmeden (taksim veya paylı mülkiyete çevirme olmadan) mümkün değildir ve bu nedenle dinlenemez (Yargıtay 1. HD - Karar: 2015/8078). * **Terekeye İade Talebi:** Bu talepte ise, mirasçılardan biri veya tamamı, iptal edilen tapu kaydının terekeye, yani ölen muris adına iadesini ve tescilini ister. Bu, elbirliği mülkiyetinin doğasına uygun bir taleptir. Mülkiyet, önce ortaklığa (terekeye) döner; mirasçılar daha sonra aralarında yapacakları bir taksim sözleşmesiyle veya açacakları bir ortaklığın giderilmesi davasıyla bu malı paylarına göre bölüşebilirler. Yargıtay, ehliyetsizlik gibi terekenin bütününü ilgilendiren davalarda talebin bu yönde olması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.