Yargıtay, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki davaların Bakanlığa bildiriminin zorunlu olmadığına karar verirken, 'Bakanlığın davadan haberdar edilmemesinin, mağdurların hukuken daha az korunacağı anlamına gelmediği' yönünde bir tespitte bulunmuştur. Bu tespitin hukuki dayanağı nedir ve ceza muhakemesinin temel ilkeleri açısından ne kadar tutarlıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104713

Bu tespitin hukuki dayanağı, ceza muhakemesi sistemimizde Cumhuriyet savcısına ve mahkemeye yüklenen rollerdir. Yargıtay'a göre; 1. **Cumhuriyet Savcısının Rolü:** CMK uyarınca Cumhuriyet savcısı, sadece iddia makamı değil, aynı zamanda kamu adına hareket eden ve maddi gerçeğin araştırılmasını sağlamakla yükümlü bir yargı merciidir. Bu görevi kapsamında, şüphelinin lehine olan delilleri toplamak gibi, mağdurun haklarını koruyacak adımları atma yükümlülüğü de vardır. 2. **Mahkemenin Rolü:** Mahkeme, re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ölçüde, maddi gerçeğe ulaşmak için delilleri değerlendirir ve hukuku uygular. Bu nedenle Yargıtay, davada katılan olarak Bakanlık vekili bulunmasa dahi, Cumhuriyet savcısının ve mahkemenin varlığının, mağdurun haklarının korunması için yeterli bir güvence olduğu ve Bakanlığın yokluğunun bir koruma zafiyeti yaratmayacağı sonucuna varmıştır. Ancak bu tespit, 6284 sayılı Kanun'un özel amacı (kadına ve aile bireylerine yönelik şiddetle özel olarak mücadele) ve Bakanlığa bu amaçla tanınan özel katılma hakkının ruhuyla ne kadar tutarlı olduğu açısından eleştirilebilir. Bakanlığın uzmanlığı ve kaynaklarıyla davaya katılımının, mağdurun korunmasına ek bir katkı sağlayacağı ve yargılamayı daha etkin kılabileceği göz ardı edilmemelidir (sen.av.tr/tr/makale/6284-sayili-kanuna-gore-bakanligin-davadan-haberdar-edilme-zorunlulugu-var-mi).