Bir manevi tazminat davasında hâkimin tazminat miktarını belirlerken dikkate alması gereken objektif ve sübjektif kriterler nelerdir? Hükmedilen miktarın 'zenginleşme yasağı' ile 'caydırıcılık' ilkeleri arasında nasıl bir denge kurması gerektiğini izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104686

Manevi tazminat miktarını belirleme, hâkimin takdir yetkisine bırakılmıştır (TMK m. 4). Ancak bu takdir hakkı sınırsız değildir ve belirli kriterlere dayanmalıdır: * **Olayın Özellikleri:** Haksız fiilin veya sözleşme ihlalinin ağırlığı, işleniş biçimi. * **Tarafların Kusur Oranı:** Tarafların olaydaki kusur dereceleri tazminat miktarını etkiler. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru indirime neden olabilir. * **Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumu:** Tazminatın bir taraf için bir servet, diğer taraf için ise etkisiz bir meblağ olmaması gözetilir. * **Paranın Satın Alma Gücü:** Hüküm tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın değeri dikkate alınır. * **Hakkaniyet İlkesi (TBK m. 51, 52):** Tüm unsurlar bir arada değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir miktar belirlenir. Bu kriterler uygulanırken iki temel ilke arasında denge kurulmalıdır: 1. **Zenginleşme Yasağı:** Manevi tazminat, bir zenginleşme aracı değildir. Amacı, çekilen acıyı bir nebze olsun dindirmek, manevi bir tatmin sağlamaktır. Bu nedenle hükmedilecek tutar, davacıyı haksız yere zenginleştirecek düzeyde olmamalıdır. 2. **Caydırıcılık İlkesi:** Hükmedilen tazminat, özellikle ekonomik gücü yüksek davalılar için hiçbir anlam ifade etmeyen sembolik bir rakam da olmamalıdır. Tazminat, benzer haksız fiillerin gelecekte tekrarlanmasını önleyecek bir 'caydırıcılık' unsuru da taşımalıdır. Hâkim, bu iki ilkeyi somut olayın koşullarında dengeleyerek adil bir sonuca ulaşmalıdır (kadimhukuk.com.tr/makale/manevi-tazminat-davasi/).