6284 sayılı Kanun m.20/2, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na belirli davalara 'gerekli görmesi halinde' katılma hakkı tanımıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (2019/6 E., 2019/7 K.), bu davaların Bakanlığa bildirilmesinin zorunlu olmadığına hükmetmiştir. Bu kararın temel gerekçesi olarak gösterilen 'kanun koyucunun bilinçli tercihi' argümanını, diğer kanunlardaki benzer düzenlemelerle kıyaslayarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104575

Yargıtay İBK, 6284 sayılı Kanun'da davaların Bakanlığa bildirilmesine dair bir hüküm bulunmamasını, kanun koyucunun 'bilinçli bir tercihi' olarak yorumlamıştır. Bu sonuca varırken diğer kanunlardaki düzenlemeleri bir kıyas unsuru olarak kullanmıştır. Örneğin, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.18'de 'mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir' ve 3628 sayılı Kanun m.18/2'de iddianamenin 'ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına bildirileceği' şeklinde açık ve emredici hükümler bulunmaktadır. Yargıtay'a göre, kanun koyucu bir bildirim zorunluluğu öngörmek istediğinde bunu açıkça düzenlemektedir. 6284 sayılı Kanun'da böyle bir düzenlemeye yer vermemiş olması, bir eksiklik değil, bildirim zorunluluğunun istenmediği anlamına gelir. Bu yorumu, Bakanlığın ŞÖNİM'ler aracılığıyla olaylardan zaten soruşturma aşamasında haberdar olduğu varsayımı da desteklemektedir (sen.av.tr/tr/makale/6284-sayili-kanuna-gore-bakanligin-davadan-haberdar-edilme-zorunlulugu-var-mi).