CMK m.286/2-g uyarınca, 'güvenlik tedbirlerine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen ... kararlar aleyhine temyiz yoluna gidilemez.' hükmü mutlâk mıdır? Bu kuralın, ceza ve güvenlik tedbirinin iç içe geçtiği kararlar (örneğin, TCK m.53'ün mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulandığı durumlar) açısından nasıl yorumlanması gerektiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104532

CMK m.286/2-g'deki temyiz yasağı, 'salt' güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar için geçerlidir. Örneğin, bir davada sanık hakkında beraat kararı verilmiş ancak suçta kullanılan bir eşyanın müsaderesine (güvenlik tedbiri) karar verilmişse, bu müsadere kararına karşı istinafa gidilebilir, ancak istinafın reddi kararı temyiz edilemez. Ancak bu kural mutlak değildir ve ceza ile güvenlik tedbirinin iç içe geçtiği durumlarda farklı yorumlanmalıdır. Bir mahkumiyet hükmü (örneğin, hapis cezası) verildiğinde, TCK m.53'teki hak yoksunlukları gibi bazı güvenlik tedbirleri bu mahkumiyetin kanuni bir sonucu olarak ortaya çıkar. Eğer sanık, temyizi kabil bir suçtan (örneğin, 6 yıl hapis cezası) mahkum olmuşsa, bu mahkumiyet hükmünü temyiz etme hakkına sahiptir. Bu temyiz başvurusu, doğal olarak, mahkumiyetin bir parçası ve sonucu olan güvenlik tedbirlerini de kapsar. Sanık, asıl mahkumiyet hükmünü temyiz ettiğinde, Yargıtay bu hükmü incelerken TCK m.53'ün doğru uygulanıp uygulanmadığını da denetlemek zorundadır. Yani, güvenlik tedbiri, temyizi kabil bir mahkumiyet hükmünün 'eki' veya 'sonucu' ise, asıl hükümle birlikte temyiz denetimine tabi olur. Temyiz yasağı, mahkumiyetten bağımsız, tek başına verilen güvenlik tedbiri kararları için söz konusudur (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/guvenlik-tedbiri-karari-nedir).