Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/5602 K. sayılı kararında, CMK m.133 uyarınca şirkete atanan kayyımlık tedbirinin hangi merci tarafından sonlandırılması gerektiği tartışılmıştır. Mahkemenin, CMK m.131 (genel el koymanın iadesi) hükmünün bu durumda uygulanamayacağı yönündeki gerekçesini ve vardığı sonucu (kayyımlığı kimin kaldıracağı) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104528

Yargıtay 16. CD, bu kararında önemli bir tespitte bulunmuştur. Mahkemeye göre, CMK'da kayyımlık tedbirinin nasıl sonlandırılacağına dair açık bir hüküm yoktur. Genel el koyma tedbirinin iadesini düzenleyen CMK m.131'in burada kıyasen uygulanamayacağını belirtmiştir. Gerekçesi şudur: Şirkete kayyım atanması, basit bir eşya iadesinden çok daha karmaşık, şirketin bütününü ilgilendiren, daha ağır ve daha güvenceli (sadece hâkim kararıyla verilen) bir tedbirdir. Bu nedenle, daha basit bir tedbir için öngörülen iade usulünün (savcının da karar verebildiği) burada uygulanması uygun değildir. Yargıtay, bu boşluğun CMK m.133/3'ün TMK'ya yaptığı atıf yoluyla doldurulması gerektiğini belirtmiştir. TMK'daki kayyımlık düzenlemelerine (TMK m.477/2) göre, kayyımlık, atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkmasıyla, 'kayyımı atayan vesayet makamının kararıyla' sona erer. Bu yorumdan hareketle Yargıtay, CMK m.133 uyarınca atanan kayyımlığın da, tedbiri gerektiren sebep (örneğin, soruşturmanın KYOK ile sonuçlanması) ortadan kalktığında, 'tedbire karar veren merci', yani 'kayyımı atayan hâkimliğin (Sulh Ceza Hâkimliği) kararıyla' sonlandırılması gerektiği sonucuna varmıştır. Cumhuriyet savcısının bu tedbiri kaldırma yetkisi yoktur.