6284 sayılı Kanun kapsamındaki davaların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bildirilmesinin zorunlu olmadığı yönündeki Yargıtay İBK'da yer alan karşı görüşün hukuki dayanakları nelerdir? Bu görüş, Bakanlığın davaya katılma hakkını nasıl yorumlamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104475

Karardaki karşı görüş, bildirim zorunluluğunun 6284 sayılı Kanun'da ayrıca yazılmasına gerek olmadığını, bu zorunluluğun 5271 sayılı CMK'nın genel hükümlerinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bu görüşe göre; 1) **Katılma Hakkının Niteliği:** Bakanlığa tanınan davaya katılma hakkı, CMK anlamında 'suçtan zarar gören' sıfatının kanunla tanınmasıdır ve bu hak, şikayet hakkını da içerir. 2) **Duruşmadan Haberdar Edilme Hakkı:** CMK m.234/1-b uyarınca, mağdur ve şikayetçinin kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilme hakkı vardır. Katılma hakkı olan Bakanlığın da bu haktan yararlanabilmesi için davanın varlığından haberdar edilmesi gerekir. 3) **Takdir Yetkisinin Kullanımı:** Bakanlığa tanınan 'gerekli görmesi halinde' katılma takdir yetkisinin fiilen kullanılabilmesi, ancak davadan haberdar edilmesiyle mümkündür. Bildirim mahkemenin takdirine bırakılırsa, bu durum keyfiliğe ve yeknesaklıktan uzak uygulamalara yol açacaktır. Özetle, karşı görüşe göre bildirim zorunluluğu, katılma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesinin doğal ve zorunlu bir sonucudur (sen.av.tr/tr/makale/6284-sayili-kanuna-gore-bakanligin-davadan-haberdar-edilme-zorunlulugu-var-mi).