Kasten yaralama suçunda, mağdurun yaşamının tehlikeye sokulması (TCK m.87/1-d) halinin tespiti nasıl yapılır? Bu tespitin hukuki mi yoksa tıbbi bir tespit mi olduğunu ve Adli Tıp Kurumu raporlarının bu konudaki bağlayıcılığını tartışınız.
Mağdurun yaşamının tehlikeye sokulup sokulmadığının tespiti, temelde 'tıbbi' bir tespittir ancak bu tıbbi tespitin hukuki sonuçlarını değerlendirmek 'hukuki' bir iştir. Süreç şu şekilde işler: Yaralamanın niteliği (örneğin, göğüs veya karın boşluğuna nafiz bir yara, büyük damar kesisi, kafa travması vb.) nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirip geçirmediği, öncelikle adli tıp uzmanı bir hekim veya Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenecek bir raporla belirlenir. Bu rapor, yaralanmanın niteliğini, vücuttaki etkilerini ve ölüm riski oluşturup oluşturmadığını bilimsel olarak ortaya koyar. Hâkim, bu tıbbi rapora kural olarak bağlıdır. Çünkü bu konu, hâkimin uzmanlığı dışında, teknik ve tıbbi bilgi gerektiren bir konudur. Ancak HMK'da olduğu gibi CMK'da da bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz ilkesi geçerlidir. Hâkim, raporu yetersiz, çelişkili veya dosyadaki diğer delillerle uyumsuz bulursa, yeni bir rapor alınmasına (örneğin, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan) karar verebilir. Nihayetinde, gelen tıbbi rapora dayanarak 'yaşamı tehlikeye sokma' unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine ve dolayısıyla TCK m.87/1-d'nin uygulanıp uygulanmayacağına karar verecek olan yargısal makam hâkimin kendisidir. Bu nedenle tespit, tıbbi veriye dayanan bir hukuki değerlendirmedir.