AYM, bireysel başvuru süresini UYAP'tan 'öğrenme' tarihine göre hesaplarken, bu uygulamanın yasal temelini 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük olarak göstermektedir. Bu yaklaşımın, olağan mahkemelerin uymakla yükümlü olduğu Elektronik Tebligat Yönetmeliği ile yarattığı potansiyel normlar hiyerarşisi sorununu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104336

Bu durum, hukuk uygulamasında bir tutarsızlık ve potansiyel bir normlar hiyerarşisi sorunu yaratmaktadır. Olağan yargı kollarında (adli ve idari), tebligat usulü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Elektronik Tebligat Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğin 9/6. maddesi, elektronik tebligatın, muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen 'beşinci günün sonunda' yapılmış sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır. Yargıtay ve diğer mahkemeler bu kurala uymaktadır. Ancak AYM, kendi yargılamasında bu kuralı uygulamamakta, bunun yerine 6216 sayılı Kanun'daki genel 'öğrenme' ibaresini UYAP'a anlık erişim olarak yorumlamaktadır. Bu durum, aynı ülkede, aynı bilişim sistemi (UYAP) üzerinden yapılan işlemler için iki farklı hukuki sonuç doğurmaktadır. Bir yanda kanunla düzenlenmiş, öngörülebilir bir tebligat usulü varken, diğer yanda AYM'nin içtihadıyla yarattığı daha katı ve öngörülemez bir 'öğrenme' kriteri bulunmaktadır. Bu durum, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedelemektedir. Başvurucular, olağan mahkemelerde alıştıkları ve güvendikleri tebligat kuralının AYM önünde geçerli olmadığını öngöremeyebilir. Bu da Anayasa m.40/2 ve AİHS m.6'nın güvence altına aldığı mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımını zorlaştıran bir çelişki yaratmaktadır (zulkufarslan.av.tr).