Manevi tazminat davasında talep edilen miktarın, dava açıldıktan sonra 'ıslah' yoluyla artırılıp artırılamayacağını Yargıtay içtihatları doğrultusunda hukuki gerekçeleriyle tartışınız.
Yargıtay'ın yerleşik ve kökleşmiş içtihatlarına göre, manevi tazminat davasında başlangıçta talep edilen miktar sonradan ıslah yoluyla artırılamaz. Bu kuralın temel hukuki gerekçesi, manevi tazminatın niteliği ile ilgilidir. Yargıtay'a göre, manevi tazminat talebi, kişinin duyduğu acı ve elemin karşılığı olup, bu zararın bütünü dava açıldığı anda bellidir. Bu nedenle manevi zarar, maddi zarar gibi bölünebilen veya dava açıldıktan sonra artan bir nitelik taşımaz. Talep, tek ve bölünmez bir bütündür. Davacı, dava açarken manevi zararının tamamını takdir edip istemelidir. Fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak kısmi dava açılması veya dava açıldıktan sonra talep miktarının ıslahla artırılması, manevi tazminatın bu 'bölünmezliği' ilkesine aykırı görülmektedir. Bu kuralın tek istisnası, dava açıldıktan sonra zararı artıran, öngörülemeyen yeni ve ağır bir durumun (örneğin, yaralanma sonrası beklenmedik bir şekilde kalıcı sakatlığın ortaya çıkması gibi) ortaya çıkması ve bunun kanıtlanmasıdır. Bu gibi istisnai durumlar dışında ıslah mümkün değildir (kadimhukuk.com.tr/makale/manevi-tazminat-davasi/).