Bir kavga sırasında failin, mağduru bacağından bıçaklaması sonucu popliteal arterin kesilmesiyle mağdurun kan kaybından ölmesi olayında, failin hukuki sorumluluğunu TCK m.81 ve TCK m.87/4 açısından, özellikle 'kast' ve 'illiyet bağı' unsurlarını dikkate alarak tartışınız.
Bu senaryoda, failin hukuki sorumluluğunun belirlenmesi için öncelikle kastının neye yönelik olduğu tespit edilmelidir. Failin hedef seçme imkanı varken, kasıtlı olarak hayati organların bulunduğu göğüs veya baş bölgesi yerine bacak bölgesini hedef alması, öldürme kastının değil, yaralama kastının varlığına işaret eden güçlü bir karinedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin benzer olaylardaki kararlarında (ör. 2017/4050 K., 2016/3602 K.) bu durum, fiilin TCK m.87/4 kapsamında değerlendirilmesi için önemli bir gerekçe olarak kabul edilmiştir. Failin eylemi (bıçaklama) ile ölüm neticesi arasında 'illiyet bağı' mevcuttur; zira bıçaklama olmasaydı ölüm gerçekleşmeyecekti. TCK m.87/4'ün uygulanması için ayrıca failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az 'taksir' derecesinde kusurunun bulunması gerekir (TCK m.23). Bacak gibi büyük damarların bulunduğu bir bölgeye bıçakla vurmanın ölümcül bir kanamaya yol açabileceği hayatın olağan akışına göre öngörülebilir bir sonuçtur. Dolayısıyla, fail yaralama kastıyla hareket etmiş ancak öngörülebilir olan ölüm neticesine neden olmuşsa, TCK m.87/4 uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamadan sorumlu tutulmalıdır. Eğer öldürme kastı (doğrudan veya olası kast) ispatlanamıyorsa TCK m.81 uygulanamaz.