Bir idari davada mahkeme, davacının adresine çıkardığı tebligatın usulsüz olduğunu fark etmesine rağmen, bu tebligata dayanarak dosyayı işlemden kaldırıp sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar verebilir mi? Danıştay'ın bu konudaki içtihadını Tebligat Kanunu ile ilişkilendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104216

Hayır, veremez. Mahkeme, davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu fark ettiği veya tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığı bir durumda, bu tebligata dayanarak İYUK m. 26/3 uyarınca dosyayı işlemden kaldıramaz ve sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar veremez. Danıştay 9. Dairesi'nin 2010/5697 E. sayılı kararında bu durum net bir şekilde ortaya konmuştur. İdari yargıda tebliğ işleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır (İYUK m. 60). Eğer bir tebligat, Tebligat Kanunu'nun aradığı şartlara (örneğin m. 21'de düzenlenen muhtara teslim ve ihbarname yapıştırma gibi usullere) uygun olarak yapılmamışsa, o tebligat hukuken geçersizdir. Geçersiz bir tebligata hukuki sonuç bağlanamaz. Davacının adres bildirme yükümlülüğünün doğabilmesi ve İYUK m. 26/3'teki bir yıllık sürenin işlemeye başlayabilmesi için, öncelikle dosyanın usulüne uygun bir tebligatın yapılamaması nedeniyle ve hukuka uygun bir kararla işlemden kaldırılmış olması gerekir. Usulsüz tebligata dayanılarak verilen işlemden kaldırma ve devamında verilen davanın açılmamış sayılması kararları, usul hükümlerine aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemenin öncelikle tebligatı usulüne uygun olarak yenilemesi gerekir. (İYUK Madde 26 - Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik)