Manevi tazminat davasının temel amacı nedir? Hakimin belirleyeceği tazminat miktarının, davacıyı 'zenginleştirmeyecek' ancak 'manevi tatmin' sağlayacak düzeyde olması ilkesi ne anlama gelmektedir?
Manevi tazminat davasının temel amacı, hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeniyle kişinin kişilik haklarında meydana gelen eksilmeyi, duyduğu acı, elem ve ızdırabı bir miktar para ödenmesi suretiyle gidermek ve bozulan manevi dengeyi yeniden kurmaktır. Amaç, yaşanan acıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, bir nebze de olsa dindirmek ve bir tatmin hissi yaratmaktır. Hakimin tazminat miktarını belirlerken gözettiği 'zenginleştirmeme' ve 'manevi tatmin sağlama' ilkeleri şu anlama gelir: - Zenginleştirmeme İlkesi: Manevi tazminat, bir zenginleşme aracı değildir. Hukuka aykırı bir olay üzerinden kişinin malvarlığında bir artış sağlaması, tazminat hukukunun amacına aykırıdır. Bu nedenle, hükmedilecek miktar, kişinin olay olmasaydı sahip olacağı malvarlığı durumunun ötesine geçerek onu zenginleştirecek bir boyutta olmamalıdır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları bu ilkenin uygulanmasında önemli bir kriterdir. - Manevi Tatmin Sağlama İlkesi: Hükmedilen miktar, yaşanan acı ve elemi tamamen ortadan kaldıramasa da, zarar görene bir miktar huzur ve tatmin duygusu verecek, adaletin yerini bulduğu hissini yaşatacak düzeyde olmalıdır. Çok sembolik ve düşük bir miktar, bu tatmin duygusunu sağlamaktan uzak kalacağı için manevi tazminatın amacına hizmet etmez. Ayrıca, miktar belirlenirken, haksız fiili işleyen taraf üzerinde bir caydırıcılık etkisi yaratması da gözetilir. Bu iki ilke, hakimin takdir yetkisini kullanırken dengeyi bulması gerektiğini ifade eder: Tazminat ne zenginleşmeye yol açacak kadar çok, ne de tatmin sağlamayacak kadar az olmalıdır. (Manevi Tazminat Hesaplama bölümü, Manevi Tazminat Davası)