Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 22.02.2023 tarihli, 2022/12603 E. sayılı kararında, sanığın silahla mağdurun diz bölgesine birkaç kez ateş etmesi, yere düşünce silahı başına dayayıp tetiği düşürmesi (ancak silahın ateş almaması) eylemi, neden kasten öldürmeye teşebbüs yerine, kastın yaralamaya yönelik olduğu şeklinde değerlendirilmiştir? Karardaki temel gerekçeler nelerdir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, oldukça ağır görünen bu eylemin kasten öldürmeye teşebbüs yerine yaralama kastıyla işlendiği sonucuna varılmasının temel gerekçeleri şunlardır: 1. Hedef Alınan Vücut Bölgesi: Sanık, öldürme kastıyla hareket etseydi, doğrudan kalp veya baş gibi kesin ölümcül bölgeleri hedef alabilirdi. Ancak sanık, eyleminin başında ısrarla diz üstü ve diz bölgesini hedef almıştır. Bu durum, öncelikli kastının öldürmek değil, yaralamak veya acı çektirmek olduğuna işaret etmektedir. 2. Eyleme Devam Etme İmkanı ve Kendiliğinden Sonlandırma: Silahın tutukluk yapması üzerine sanık olay yerinden uzaklaşmıştır. Yargıtay bu durumu, sanığın eyleme devam etme imkanı varken kendiliğinden sonlandırması olarak yorumlamıştır. Silah tutukluk yapsa da, sanığın başka bir şekilde (örneğin boğuşarak, başka bir aletle) eylemine devam etme imkanı olabilirdi. Bu durum, öldürme konusundaki kararlılığının mutlak olmadığını göstermektedir. 3. Katılan Beyanlarındaki Kısmi Çelişkiler: Kararda, katılanın (mağdurun) aşamalardaki beyanlarında kısmi çelişkiler olduğu belirtilmiştir. Bu durum, olayın oluş şekli ve sanığın kastı konusunda şüphe yaratmış olabilir. Bu üç unsur (hedef bölgesi, eylemin sonlandırılış şekli ve beyanlardaki çelişkiler) bir arada değerlendirildiğinde, Yargıtay, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, eyleme bağlı ortaya çıkan kastın yaralamaya yönelik olduğu sonucuna varmıştır. (Kasten Yaralama Sonucunda Hayati Tehlikenin ve Ölüm Neticesinin Oluşması)