Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davasında delillerin araştırılması sürecinde, HMK m. 282'ye göre 'bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamaması' ilkesine rağmen, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasının neden zorunlu kabul edildiğini Yargıtay'ın gerekçeleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104207

HMK m. 282'ye göre bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamaması genel bir usul kuralı olmakla birlikte, hukuki ehliyetsizlik davalarında Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması Yargıtay tarafından zorunlu kabul edilmektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/7013 sayılı kararında bu durumun gerekçeleri şöyle açıklanmıştır: 1. Özel ve Teknik Bilgi Gerektirmesi: Ayırt etme gücünün (temyiz kudretinin) yokluğu, sadece yaş küçüklüğü gibi biyolojik nedenlere değil; bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlıdır. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin tespiti ve değerlendirilmesi, hakimlik mesleğinin dışında, özel ve teknik bilgi gerektiren bir alandır. 2. Nispi Kavram Olması: Ayırt etme gücü, mutlak bir kavram olmayıp, kişiye, eyleme ve işleme göre değişebilen nispi bir kavramdır. Bir kişinin belirli bir hukuki işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığının tespiti, derinlemesine bir tıbbi uzmanlık gerektirir. 3. Kanuni Zorunluluk: TMK m. 409/2, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Bu, kanunun hakime yüklediği bir görevdir. 4. Uzman Kurum Niteliği: Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulu, bu konuda en yetkili sağlık kurulu olarak kabul edilmektedir. Bu nedenlerle, hakim bilirkişi görüşüyle bağlı olmasa da, ehliyetsizlik gibi özel uzmanlık gerektiren bir konuda kararını dayandırabileceği bilimsel ve objektif bir veriye sahip olmak için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor almakla yükümlüdür. (Hukuki Ehliyetsizlik Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları)