Ceza muhakemesinde el koyma tedbirinin uygulanamayacağı eşyalardan olan 'şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektup ve belgeler' (CMK m. 126) hangi ilkenin korunmasına hizmet eder? Bu kuralın bir istisnası var mıdır?
Şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler (CMK m. 45-46'da sayılanlar: eş, kan veya kayın hısımları, nişanlı, avukat, hekim, mali müşavir vb.) arasındaki mektup ve belgelere el konulamaması kuralı, temel olarak iki ilkenin korunmasına hizmet eder: 1. Tanıklıktan Çekinme Hakkının Korunması: Kanun, belirli meslek ve ailevi ilişkilere sahip kişilere, sır saklama yükümlülükleri veya aile bağları nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı tanımıştır. Eğer bu kişiler arasındaki yazışmalara el konulabilseydi, bu dolaylı yoldan tanıklıktan çekinme hakkının anlamsızlaşmasına ve bu kişilerin sırlarının ifşa olmasına yol açardı. 2. Özel Hayatın ve Aile Hayatının Gizliliğinin Korunması: Özellikle aile bireyleri arasındaki yazışmalar, özel hayatın ve aile hayatının gizliliği kapsamında anayasal bir güvence altındadır. Bu kural, bu güvenceyi ceza muhakemesi sürecinde de korur. Bu kuralın istisnası, CMK m. 126'nın son cümlesinde belirtilmiştir: 'Tanıklıktan çekinebilecek olan bu kimselerin, tanıklık etmeleri gereken olayla ilgili olarak, şüpheli veya sanıkla suç ortağı olmaları halinde, bu kural uygulanmaz.' Yani, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi, eğer o olayda şüpheliyle birlikte suç işlemişse (suç ortağı ise), aralarındaki yazışmalara el konulabilir. (Ceza Hukukunda Koruma Tedbirleri)