Dava dilekçesinde tanık deliline dayanmayan bir davacının, ön inceleme aşamasında mahkemenin verdiği süre içinde tanık listesi sunması hukuken geçerli midir? Bu tanıkların beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağını Hukuk Genel Kurulu kararı ışığında tartışınız.
Hayır, hukuken geçerli değildir ve bu tanıkların beyanları hükme esas alınamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) temel prensiplerinden biri, tarafların iddialarını hangi delillerle ispat edeceklerini dilekçeler aşamasında (dava ve cevap dilekçelerinde) belirtmeleri zorunluluğudur (HMK m. 119/1-f, 121, 129/2). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/2175 E. sayılı kararında atıf yapılan Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) 20.05.2016 tarihli kararına göre, davacı eğer dava dilekçesinde tanık deliline hiç dayanmamışsa, yani delilleri arasında 'tanık' veya 'her türlü yasal delil' gibi bir ibareye yer vermemişse, sonradan bu delile dayanamaz. Ön inceleme aşamasında mahkemenin, **dayanılmayan bir delilin bildirilmesi için süre vermesi hukuki bir sonuç doğurmaz.** Çünkü ön incelemede delillerin sunulması için süre verilmesi, ancak dilekçelerde **dayanılmış fakat sunulmamış** olan deliller için geçerlidir (HMK m. 140/5). Dilekçede hiç dayanılmayan bir delil, sonradan ileri sürülemez (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, HMK m. 141). Dolayısıyla, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmayan davacının, sonradan bildirdiği tanıkların beyanları mahkemece dinlense bile, bu beyanlar kusur belirlemesinde veya hükmün esasında dikkate alınamaz. Bu beyanlara dayanılarak verilen bir karar usule aykırı olup bozma sebebidir (HMK Madde 121 - Belgelerin Birlikte Verilmesi).