Yargıtay içtihatlarında 'popliteal arter' (diz arkası atardamarı) yaralanması sonucu meydana gelen ölümler, failin kastının belirlenmesi açısından nasıl değerlendirilmektedir? Bu tür bir yaralanmanın kasten öldürme yerine neden TCK m. 87/4 kapsamında değerlendirilebildiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104117

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin kararlarında (ör. 2017/2609 E., 2016/3602 K. sayılı kararlar), 'popliteal arter' gibi ölümcül kanamaya yol açabilecek bir bölgeye yönelik yaralamalar dahi, olayın diğer özellikleri dikkate alındığında, kasten yaralama olarak değerlendirilebilmektedir. Bu tür yaralanmaların TCK m. 87/4 kapsamında değerlendirilmesinin temel nedenleri şunlardır: 1. **Hedef Seçimi:** Failin, kalp, beyin gibi daha kesin ölümcül bölgeler yerine, hedef seçme imkanı varken bacak bölgesini hedef alması, kastının öncelikli olarak öldürmeye yönelik olmadığının bir göstergesi olarak kabul edilir. 2. **Darbe Sayısı:** Genellikle tek bir darbenin varlığı, kastın yaralamayla sınırlı olduğuna işaret edebilir. 3. **Eyleme Kendiliğinden Son Verme:** Failin, yaralama eyleminden sonra engel bir durum olmamasına rağmen eylemlerine devam etmeyip kendiliğinden son vermesi (örneğin olay yerinden uzaklaşması veya yardım çağırması), öldürme kastı olmadığını destekleyen önemli bir kriterdir. Bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ölüm neticesi meydana gelmiş olsa bile, failin asıl amacının yaralamak olduğu, ölümün ise bu eylemin istenmeyen ağır bir sonucu olarak ortaya çıktığı sonucuna varılır. Bu nedenle fiil, kasten öldürme (TCK m. 81) değil, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma (TCK m. 87/4) suçu olarak nitelendirilir (Kasten Yaralama Sonucunda Hayati Tehlikenin ve Ölüm Neticesinin Oluşması).