HMK m. 121 ve 216. maddeler çerçevesinde, davacının delil olarak dayandığı ancak fotokopisini sunduğu bir sözleşmeyi davalının inkar etmesi durumunda, mahkemenin izlemesi gereken usul nedir? İspat yükü kime aittir?
Davacının delil olarak dayandığı bir sözleşmenin fotokopisini sunması ve davalının bu sözleşmeyi (ve üzerindeki imzayı) inkar etmesi durumunda, mahkemenin izlemesi gereken usul Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/5185 E. sayılı kararında şöyle belirtilmiştir: 1. **İspat Yükü Davacıdadır:** Davalı sözleşmeyi inkar ettiğine göre, sözleşmenin varlığını ve geçerliliğini ispat yükü, bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf olan **davacıya** aittir. 2. **Sözleşme Aslının Sunulması İçin Kesin Süre Verilmesi:** Mahkeme, davacıya, inkar edilen sözleşmenin **aslını sunması için HMK m. 216 uyarınca kesin süre** vermelidir. Fotokopi bir belge, usul hukuku anlamında delil niteliği taşımadığından, inkar halinde aslı üzerinde inceleme yapılması zorunludur. 3. **Sonuçların Değerlendirilmesi:** - **Asıl Sunulamazsa:** Davacı verilen kesin süre içinde sözleşme aslını sunamazsa, iddiasını (yazılı sözleşmenin varlığını) **ispatlayamamış sayılır.** Mahkeme, yazılı sözleşmenin bulunmadığını kabul ederek uyuşmazlığı çözmelidir (örneğin avukatlık ücretini kanuni oranlara göre belirlemelidir). - **Asıl Sunulursa:** Davacı sözleşme aslını sunarsa, mahkeme bu belge aslı üzerinde **imza incelemesi** yapılması için uzman bir bilirkişi görevlendirmelidir. Davalının inkar ettiği imzanın kendisine ait olup olmadığı bu inceleme ile tespit edilir ve sonuca göre karar verilir. Özetle, fotokopiye dayalı inkâr durumunda ispat yükü davacıya geçer ve mahkeme, belge aslının sunulmasını sağlayarak inceleme yapmak zorundadır. (HMK Madde 121 - Belgelerin Birlikte Verilmesi)