Hırsızlık suçunun faili, çaldığı malı üçüncü bir kişiye sattıktan sonra pişman olup durumu soruşturma makamlarına bildirirse, TCK m. 168'de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun aradığı ek koşul nedir? Bu koşulun kazanç müsaderesi (TCK m. 55) ile ilişkisini kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #104078

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.03.2013 tarihli kararına göre, hırsızlık suçunun failinin, çaldığı malı sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek malın mağdura iadesini sağlaması, TCK m. 168'deki etkin pişmanlık hükümlerinden tam olarak yararlanması için tek başına yeterli değildir. Failin ayrıca, malı sattığı üçüncü kişinin (satın alanın) zararını da gidermesi gerekir. Bu durum, satın alanın iyi niyetli olup olmamasına göre değişir: - **Satın Alan İyi Niyetli İse:** Fail, satın alanın ödediği bedeli ona iade ederek zararını gidermelidir. Çünkü iyi niyetli kişiden mal geri alınacağından, bu kişinin bir zararı doğacaktır. Fail bu zararı karşılamalıdır. - **Satın Alan Kötü Niyetli İse:** Bu durumda satın alan kişi hukuken korunmaz. Failin, malı satarak elde ettiği para veya menfaati **kazanç müsaderesine (TCK m. 55) konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi** gerekir. **Kazanç Müsaderesi ile İlişkisi:** Hırsızlık suçu sonucu elde edilen satış bedeli, TCK m. 55 anlamında 'suçun işlenmesi ile elde edilen maddi menfaat'tir. Eğer bu kazanç, iyi niyetli alıcının zararını gidermek için kullanılmıyorsa (çünkü alıcı kötü niyetlidir), suçtan elde edilen bu haksız kazancın devlete geçmesi amacıyla müsaderesine karar verilmesi gerekir. Failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi, bu haksız kazancı iade etme iradesine bağlanmıştır. (Güvenlik Tedbirleri Yargıtay Kararları, CGK-K.2013/106)