Hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken hangi objektif ve sübjektif unsurları göz önünde bulundurmalıdır? Metinde, 'tarafın sıfatına göre çok veya daha az miktar tazminat belirlenmesi' şeklindeki bir uygulamanın neden hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #103757

Hakim, manevi tazminat miktarını takdir ederken şu unsurları bir bütün olarak değerlendirmelidir: - **Objektif Unsurlar:** - Olayın meydana geliş şekli ve haksız eylemin ağırlığı. - Ülkenin genel ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü (enflasyon). - Tarafların kusur oranları. - **Sübjektif Unsurlar:** - Tarafların sosyal ve ekonomik durumları (zenginleştirme amacı gütmemeli, fakirleştirme sonucunu doğurmamalı). - Manevi zararın (duyulan acı ve elemin) derecesi. - Zarar görenin kişisel özellikleri. Metinde, 'tarafın sıfatına göre çok veya daha az miktar tazminat belirlenmesi' uygulamasının hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir. Bunun nedeni, manevi tazminatın amacının **hukuka aykırı eylemle bozulan manevi dengeyi yeniden kurmak** olmasıdır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, tazminatın bu amacı gerçekleştirmeye yeterli olup olmadığını belirlemede bir ölçüt olsa da, tek başına belirleyici olamaz. Örneğin, aynı haksız fiile maruz kalan zengin bir kişi ile yoksul bir kişi arasında, sırf bu sıfatları nedeniyle fahiş bir tazminat farkı yaratmak, hukukun eşitlik ilkesine ve tazminatın denkleştirme fonksiyonuna aykırı düşer. TBK m. 58'in gerekçesinde de vurgulandığı gibi, tazminatın miktarı eylemin ağırlığı ve manevi zararın derecesi ile orantılı olmalı, tarafların sıfatları bu dengeyi bozacak şekilde sübjektif bir uygulamaya dönüşmemelidir. Amaç, manevi tatmin sağlarken aynı zamanda caydırıcılık unsuru taşımaktır (Manevi Tazminat Davası).