Manevi tazminat davasında talep edilen tazminat miktarının ıslah yoluyla artırılıp artırılamayacağını tartışınız. Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımının hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #103754

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, manevi tazminat talebi niteliği itibarıyla tektir ve bölünemez. Bu nedenle, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarı, sonradan ıslah yoluyla artırılamaz. Dava açılırken hangi miktar belirtilmişse, yargılama o miktar üzerinden devam eder ve hüküm kurulur. Bu yaklaşımın hukuki gerekçesi, manevi zararın niteliğidir. Maddi zararın aksine, manevi zarar (elem, keder, üzüntü) matematiksel olarak hesaplanabilen veya bölümlere ayrılabilen bir nitelik taşımaz. Manevi tazminat, kişinin ruhsal bütünlüğünde meydana gelen eksilmenin bir defada ve bütüncül olarak giderilmesini amaçlar. Bu nedenle 'kısmi dava' veya 'belirsiz alacak davası' şeklinde açılamaz ve 'fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak' talepte bulunulamaz. Davacı, dava açarken uğradığı manevi zararın karşılığı olarak düşündüğü bedeli belirleyip talep etmelidir. Bu talep, davanın sınırını çizer. Ancak, dava açıldıktan sonra meydana gelen ve zararı artıran yeni ve beklenmedik bir olgunun (örneğin, yaralanma sonrası kalıcı ve ağır bir sakatlığın ortaya çıkması) varlığı iddia ve ispat edilirse, bu istisnai durumda ıslah mümkün olabilir. Ancak genel kural, manevi tazminatın ıslahla artırılamayacağı yönündedir (Manevi Tazminat Davası).