Kasten yaralama suçunda, failin kastının 'öldürme' mi yoksa 'yaralama' mı olduğunun tespitinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre dikkate alınması gereken kriterler nelerdir? Bu kriterlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #103747

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, failin öldürme kastının varlığı tespit edilirken şu kriterler bütüncül olarak dikkate alınmalıdır: 1. **Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektiren bir husumet bulunup bulunmadığı.** 2. **Olayda kullanılan aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı.** 3. **Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti.** 4. **Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati bakımdan önemi.** 5. **Failin eylemlerine kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenin etkisiyle mi son verdiği.** 6. **Failin suç aletini kullanış biçimi.** 7. **Olay sonrasında failin mağdura yönelik davranışları.** Bu kriterlerin tek başına değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Örneğin, failin öldürmeye elverişli bir bıçak kullanması tek başına öldürme kastını göstermez. Taraflar arasında ciddi bir husumet yoksa, fail hedef seçme imkanı varken mağduru bacak gibi hayati olmayan bir bölgeden tek bir darbe ile yaralamışsa ve sonrasında eylemine kendiliğinden son verip yardım çağırmışsa, ölüm neticesi kanama nedeniyle gerçekleşse dahi, failin kastının yaralamaya yönelik olduğu kabul edilir. Bu durumda fiil, kasten öldürme (TCK m.81) değil, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m.87/4) olarak nitelendirilmelidir (Kasten Yaralama Sonucunda Hayati Tehlikenin ve Ölüm Neticesinin Oluşması, Yargıtay 1. CD, 20.11.2017, 2017/2609 E. sayılı karar).